Uzman Köşesi

Prematürelik

Normal gebelik süresinin alt sınırı olan 38 haftadan önce doğan bebeklere (37 haftadan önce sonlanan gebelikler) “Prematüre” denmektedir. Prematüre bebekler, doğdukları gebelik haftasına, doğum ağırlığına ve anne karnındaki büyüme ve gelişim özelliklerine göre sınıflandırılır. Doğum haftasına göre; 24–31 hafta arasında doğan bebekler, ileri derece prematüre, 32- 35 hafta arasında doğan bebekler, orta derece prematüre ve 36- 37 hafta doğan bebekler, sınırda ya da geç prematüre olarak sınıflandırılmaktadır (Farklı araştırmacılar farklı şekillerde sınıflasa da genel geçer bir kabul vardır). Doğum tartılarına göre 2500 gr altındaki bebekler düşük doğum ağırlıklı, 1500 gr altındakiler çok düşük doğum ağırlıklı, 1000 gramın altındakiler ise; ileri derecede düşük doğum ağırlıklı olarak sınıflandırılmaktadır. Zamanında doğan bebekler ve prematüre bebeklerin gelişimsel sonuçları karşılaştırıldığında, prematüre bebeklerin; öğrenme, dil gelişimi, duyusal-motor gelişim, sosyal-duygusal gelişim, dikkat ve yürütücü fonksiyonlar açısından daha çok problem yaşadıkları gösterilmiştir. 

Prematüre doğum, bebeğe birçok yönden dezavantaj oluşturabilir. Anne karnında beklenen doğum anına kadar geçirilen zaman, sinir sisteminin dış dünya ile baş edebilecek düzeyde gelişebilmesi için önemlidir. Erken doğan bebek yeterince olgunlaşmamış bir sinir sistemi ile dünyaya gelir ve karşılaşacağı yeni çevresel koşullara uyumda zorlanabilir. Bebeğin kendisine ait nörogelişimsel ve fizyolojik faktörlerin dışında, prematüre doğum çevresel yetersizliklere de neden olacaktır. Normal şartlarda, bebeğin güvenli ve konforlu olan anne karnından ayrıldıktan sonra benzer şekilde bir ortam beklentisi ve ihtiyacı vardır. Fakat yeni doğan bebeklerin fizyolojisi hayatta kalmayı şansa bırakmaz ve her bebek “kaç, savaş, don” cevapları oluşturan sempatik sinir sistemi baskın bir şekilde doğar. Yani; her bebek olumsuz bir çevresel koşul ihtimaline karşı tetikte doğar ve bebeğin doğduğu koşullara göre sinir sistemi adaptasyonlar geliştirir. Annesinin şefkatli kucağına doğan bebek, ihtiyaçları karşılandıkça ve duyguları desteklendikçe kendini daha güvende hisseder ve tetikte olma hali giderek dengelenir. Ebeveynleri tarafından sağlanan yeterli ve güvenli çevresel koşullar, sempatik sinir sistemini dengeleyen parasempatik sinir sisteminin gelişimini destekler.

Parasempatik sinir sisteminin gelişimi bebeklerin sakinleşme becerilerini destekleyerek, dikkat, sosyal-duygusal gelişim, duyusal işlem, motor gelişim ve öğrenme için gerekli altyapıyı sağlar. Bu dönem anne ve bebek arasında bağlanma olarak tanımlanan ve bebeği tüm hayatı boyunca etkileyebilen süreç için oldukça önemlidir. Bebeğini yeterince destekleyip, kendilerini daha konforlu hissetmelerini sağlayan ebeveynler, bebeklerinden hoşnut edici geri dönütler alırlar ve bu durumda ebeveynin kendini daha yeterli hissetmesini ve yine geri dönüt olarak daha iyi bir bakım vermelerini sağlar. Bu tür bir pozitif döngü bebek ve ebeveyn arasındaki bağlanmayı geliştirir. Buna karşın; dünyaya beklenilenden daha erken doğan bebek, baskın olan sempatik sinir sistemi aktivitesini dengeleyebilecek yeterlilikte çevresel koşullardan yoksun doğar. Prematüre doğan bebeklerin çoğu yoğun bakım ünitesine (küvöz) ihtiyaç duyarlar ve gereksinimlerine göre değişen sürede burada zaman geçirirler. Bu sürede her ne kadar ebeveynleri ile zaman geçirseler de bu süre yeni doğan bir bebeğin annesiyle geçirdiği süreye göre oldukça azdır. Bunun yanında sakinleştirici duyusal uyaranları sağlayan annenin olması gereken yerde bebek birçok makine gürültüsü, ışıklar ve cerrahi girişimlere maruz kalmaktadır. Aslında bebek, sakinleştiren ve güvenli bir ortama doğacakken stres sistemini uyaran bir ortama doğar. Böylece sempatik sinir sistemini dengeleyecek olan, parasempatik sinir sisteminin yeterince gelişmesi için uygun olmayan ortam, bebeğin daha uzun süre tetikte olmasına neden olacaktır. Sempatik sinir sisteminin baskın olması, bebeklerde temel olarak regülatif becerileri etkiler.

Zayıf regülatif beceriler duyusal gelişim, sosyal-duygusal gelişim, hareket gelişimi ve zihin gelişiminde dezavantajlara neden olur. Yapılan çalışmalar prematüre doğan bebeklerin çoğunda duyusal işlem bakımından farklılıklar olduğunu ortaya koymaktadır. Literatürde, prematüre doğumla ilişkili olduğu gösterilen duyusal işlem problemleri daha çok duyusal reaktivite kalıbında duyu bütünleme bozukluklarıdır. Bununla birlikte; dispraksi ve motor gelişim ile ilgili zorluklar görüldüğünü gösteren bazı araştırma sonuçları da vardır. Prematüre doğumların regülatif beceriler üzerine olan etkileri, bu bireylerin sosyal-duygusal gelişimlerini de etkileyecektir. Bu çocuklar aile, yakın çevre ve arkadaşları ile uyum göstermek konusunda zorluklar yaşayabilirler. Tabi ki her prematüre doğumun sonucu aynı olmayacaktır. Bilimsel araştırmalar erken dönemde yaşanan olumsuz deneyimlerin etkilerinin daha sonra sağlanan uygun müdahale veya çevresel koşullar ile değiştirilebileceğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu da prematüre bebekler için kuvözden sonraki birincil ve en önemli çevresel koşul olan ebeveynlerin önemini ortaya koymaktadır.

Sakin ve şefkatli ebeveynler sayesinde hayatının ilk günlerinde zorluklar yaşayan bebek, stres sistemini çok kısa sürede dengeleyebilir. Buna karşın, kaygılı ya da depresif ebeveynlerin, bebeklerinin optimal gelişimini desteklemekte yetersiz kalabilecekleri birçok araştırma ile ortaya koyulmuştur. Bu yönüyle prematüre bebek sahibi olan ebeveynlerin gerekli çevresel ve profesyonel destekleri almaları önemlidir. Ailenin destek alabileceği profesyoneller çocuk doktorları, gelişimsel pediatristler, çocuk nörologları, psikiyatristler, klinik psikologlar, fizyoterapistler, ergoterapistler, dil ve konuşma terapistleri ile özel eğitim uzmanları şeklinde sıralanabilir. 

Prematüre doğan her bebeğin, herhangi bir semptom/bulgu/problem olmaksızın, başta gelişimsel pediatrist veya çocuk nöroloğu tarafından değerlendirmesi, takip edilmesi ve gerekli yönlendirmelerin yapılması, çocukluk çağında (özellikle okul çağında) görülebilecek birçok zorluğun (dikkat, öğrenme, yazma, denge ve koordinasyon vb) önüne geçebilir. Bunun yanında ebeveynlerin kendi iyi oluş hali için gerekli uzmanlardan destek alması, ileriki yaşlarda birçok problemin oluşmasını önleyebilir. Multidisipliner erken müdahale ekibinin içinde yer alan fizyoterapistler, prematüre bebek ebeveynlerine doğru tutuş, pozisyonlama ve bebek masajı gibi konularda destek sağlayabilirler. Ayrıca bebeklikten okul öncesi çağına kadar prematüre doğan bebeklerin belirli periyodlar ile özellikle minör nörolojik zorluklar konusunda (dikkat dağınıklığı ve hiperaktivite, gelişimsel koordinasyon bozukluğu, dispraksi gibi) deneyimli uzmanlarca (doktor, terapist, eğitimci…) takibi, var olan bir zorluğun erken fark edilip desteklenmesi açısından oldukça önemlidir. Örneğin 1 yaşında emekleyemeyen bir bebeğin, bu konuda deneyimli bir fizyoterapist tarafından desteklenmesi, bebeğin çocukluk çağında yaşayabileceği denge-koordinasyon problemlerinin önüne geçecektir. Ya da aynı yaşlarda cımbız kavraması gelişmemiş olan bebeğin bu konuda deneyimli bir ergoterapist tarafından desteklenmesi, çocukluk çağında yazı yazma, giyinme vb günlük yaşam zorluklarının önüne geçecektir. Son yıllarda teknoloji ve tıptaki gelişmeler ile prematüre doğmuş birçok bebeğin hayata tutunması sağlanabilmektedir. Bebeklerin yaşama oranı arttıkça, bilim insanları erken doğum ile değişen çevresel ve fizyolojik etkenlerin, bebeğin gelişimi üzerine olumsuz etkilerini azaltmak üzerine odaklanmaya başlamıştır.

Yirmi yılı aşkın bir süredir yapılan çalışmalar prematüre doğan bebeklerde, kanguru bakımı, masaj, pozisyonlama, annenin psikolojik olarak desteklenmesi (yoga, doula, psikolog vb), çevresel koşulların düzenlenmesi gibi erken müdahalelerin pozitif etkilerini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Ayrıca kilo alımı, kemik mineralizasyonu, uyku kalitesi, duygusal gelişim, sosyal gelişim, hareket ve zihinsel gelişimi olumlu bir şekilde etkileyebilen erken müdahale yaklaşımlarının uzun süreli etkilerinin olduğu ve bu etkilerin genç erişkinlik dönemine kadar devam ettiği de gösterilmektedir.

Sonuç olarak bilimsel araştırmalar prematüre doğan bütün bebeklerin ve ebeveynlerinin semptom/tanı/problem olmaksızın erken müdahale desteği almalarının, bebek ve ailelerinde uzun süreli pozitif etkileri olacağını net bir şekilde ortaya koymaktadır.

Kaynak: Aymen Balıkçı – www.aymenbalikci.org

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir